Hayvan - hayvanlar alemi kopmak garanti hayvanlar ,   alemi ,   komik
Hayvan - yunus doğuruyor yunus ,  yunus doğuruyor ,  doğum
Hayvan - Şu papaĞana bİr bakin... KOMİK ,  GS ,  CİMBOM ,  HAYVANLAR

HAYVANLAR ALEMİ

Kategori: Belirtilmemiş

HOŞGELDİNİZ HAYVANLAR ALEMİ

11:32 - 4/12/2006 - yorum {0} - yorum yaz


KÖPEKLERDE ZEKA ?

Kategori: Belirtilmemiş

                  
 

                                                       KÖPEKLERDE ZEKA

Çoğu kişi zekanın düşünme yeteneği ile alakalı bir özellik olduğunu düşünür. Bazıları daha da ileri giderek zekayı problem çözme yeteneği olarak görür.  Çoğunluk ise zeki köpeğin komutlari en iyi şekilde yerine getiren köpek olduğu konusunda hem fikirdir. Onlar için zeka eğitilebilirliktir.

1950'lerde genetik ve köpek davranışı üzerine yapılan bir araştırmada Dr.John Scott ve John Fuller Beagle, Cocker Spaniel, Basenji, Shetland Çoban Köpeği ve Fox Terrierlerden oluşan beş safkan ve onların melezlerinin davranışlarını 12 yıl boyunca değerlendirdi. Bu çalışmanın bulguları bazı çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Bu ırkların her biri verilen davranışta farklı beceri düzeyi sergiledi. 

Büyük bir labirent kullanılarak yapılan testte Fox Terrier ve Shetlandlar başta düşük puanlar alırken Beagle ve Basenjiler büyük başari kazandı. Beagle'ların üstün oluşunun ana nedeni gerçekte küçük avların bulunmasında önemli bir özellik olan çevrelerini süratle keşfetme yeteneklerinden gelmekteydi. Basenjiler tamamen farklı bir nedenden dolayı Beagle'larla aynı yüksek başarıyı elde ediyordu. Basenjiler etrafı araştırmada Beaglelar kadar etkili olmasa da bulmacayı çözmede görsel yeteneklerini kullanmışlardı.

                                                           

Normal olarak Beagle ve Basenjilerin Fox Terrier ve Shetlandlardan daha akıllı olduğu sonucu çıkabilir ki bu değerlendirme yanlıştır. Araştırma Fox Terrier ve Shetlandlarin tekrar sonucu kısa sürede öğrenerek problem çözebilme yeteneğine sahip olduklarını göstermiştir. Beaglelarin  labirent problemlerini daha hızlı çözmeleri onların daha zeki olduğu anlamına gelmemelidir. Tutarlılık arandığında Beaglerlar en arka sıralara düşmektedir.

Araştırmadan çıkarılacak en doğru değerlendirme bu ırkların birbirlerinden daha az ya da daha fazla zeki olmadıklarıdır. Çünkü hepsi genetik olarak farklı beceriler gerektiren görevleri yerine getirmek için programlanmışlardır.

İnsanla yakın ilişki içinde çalışan pek çok av (tazılar hariç) ve çoban köpeğinin (sürü muhafızları hariç) eğitilebilirlik düzeyi,   üretildikleri görevin bağımsız karar verme gereksinimi nedeniyle terrier, spitz ırkları ve iri sürü bekçilerininkiyle kıyaslandığında zekanın gerçek göstergesi olarak algılanabilir. Oysa kim bir terrierin zekasından şüphe edebilir? İri sürü bekçilerinin (Pirene Dağ Köpeği, Kuvasz, Kangal vs) ani kurt saldırılarına karşı çobanının müdahelesini beklemeden insiyatif kullanması eğitimlerini güçleştiren bağımsız bir keskin zeka göstergesi değil midir?

Model köpeğiniz bir Golden Retriever ya da bir Doberman ise tanımadan başka bir ırka sahip olmanız onların gerçek zihinsel potansiyelini değerlendirememeniz anlamına gelebilir. Değerlendirmeniz her ne olursa olsun çamaşır makinesini sizin için boşaltmasa da her köpek güvenilir ve terbiyeli bir dost olacak şekilde eğitilebilir.   

                                                            

                                                       

                                                       

 

 

                                                   

 

                                                    

                                                                                                                                                                                                        

21:17 - 2/4/2006 - yorum {1} - yorum yaz


SİBERİAN HASKY

Kategori: Belirtilmemiş

                                           

                                            SİBERİAN HUSKY

            Siberian Husky'yi yerliler ve eskimolar kızaklarda kullanırlardı.Eskimolar,gri bir kurtla çiftleşmeleri için bu köpekleri ormana bağlarlar.Bu kızak köpeği 1900'lerin başında Doğu Sibirya'dan ABD'nin kuzeyine getirilerek kızak köpeğinden ev köpeğine dönüşmüştür.Evde bakılan Husky'lere hergün 1 saat,haftada 2 saat uzun yürüyüşler yaptırılmalıdır. Dost canlısıdır.Çocukların varlığı ona geldiği kabileyi hatırlatır.Kendinden emin ve kararlı bir sahibi sürünün şefi olarak sayar ve itaat eder.Husky ya yönetir ya da yönetilir.Yoksa kendini kayıp sayar.Bekçiliğe yatkın değildir.Havlamaktan çok kurt gibi ulurlar.Renk:Griden,kurt rengine kadar tüm tonlarda, beyazdan siyaha kadar olan tonlar Omuz Yüksekliği:52-58 cm Ağırlık:20-27 kg

 


20:53 - 2/4/2006 - yorum {0} - yorum yaz


ROTTWEİLER

Kategori: Belirtilmemiş

                                         

                                                ROTTWEİLER

Çok eskiden hayvancılıkla uğraşanlarla kasaplar,hayvanlarını pzara veya mezbahaya köpeklerin yardımı ile götürürdü.Rottweiler kasap köpekleri o zamanlardan beri kullanılarak,aynı görüntüsüyle günümüze geldi.Bugün hayvan sürülerinde kullanılmıyorlar ama ev,bekçi ve polis köpeği olarak kabul gördüler.Sahibine bağlı olan Rottweiler yabancılara karşı saldırgandır.Bu nedenle iyi eğitilmesi gerekir.Renk:Siyah üzerine kahverengi lekeler.Omuz Yüksekliği:Erkeklerde 60-68,dişilerde 55-63 cm.Ağırlık:50 kg

 

 

20:49 - 2/4/2006 - yorum {yok} - yorum yaz


COLLİE(LASSI)

Kategori: Belirtilmemiş

                                                    
                                                       COLLİE

İskoçya'nın yüksek ovalarından gelmektedir. Zaman içindeki yetiştirilmesinde zarif bir cins durumuna gelmiştir.Küçük yaşlarda eğitilmesi çok kolaydır.İskoçya ve İngiltere'nin batısında çoban köpeği olarak kullanılırken,Avrupa ülkelerinde refakat ve bekçi köpeği olarak yararlanılır. Yumuşak ve sık tüylü,başı ince,suratı uzun, kulakları ince ve sivri kuyrukludur. Güzel, gösterişli, zeki ve anlayışlıdır. Renk: Siyah-sarı ve beyaz karışımı. Omuz Yüksekliği:51-61 cm Ağırlık:5-10 kg

                                  

20:43 - 2/4/2006 - yorum {0} - yorum yaz


DOBERMAN

Kategori: Belirtilmemiş

                                               

                                                         DOBERMAN

Omuz Yüksekliği:Erkeklerde 65-70, dişilerde 63-67 cm.Ağırlık:30-35 kg.


                                

 

Aşılar Giriş

 

İster insan, ister hayvan olsun bir canlının yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için koruyucu hekimlik önemli bir faktördür. Canlının yaşamını tehlikeye sokabilecek veya kalıcı arazlar oluşturabilecek bazı hastalıkları daha ortaya çıkmadan önlemek, bu hastalıkların oluştuktan sonraki tedavisinden daha fazla önem taşır. Bir çok viral veya bakteriyel hastalığa karşı geliştirilen aşılar çok uzun zamandır koruyucu hekimlikte kullanılmaktadır. Bu nedenle aşılar, koruyucu hekimliğin en önemli silahlarından biri sayılabilir. Örnek vermek gerekirse, bir çok ülkede büyük tehdit oluşturan ve binlerce insan ve hayvanın ölümüne neden olan kuduz, bugün koruyucu hekimlik ve kuduza karşı geliştirilen aşılar sayesinde önemini yitirmiştir.

 

 

 

 DOBERMANLAR

     Erkek ve dişiler arasında mizaç farkı vardır. Dişiler ailelerine karşı sakin, duyarlı ve duygulu, ancak yabancılara karşı kuşkucudurlar. Erkek, son derece zeki, ancak aceleci ve genellikle saldırgandır. Bu nedenle otoriter ve enerjik birisi tarafından yönetilmelidir. Tek sahip tanırlar ve çok sadıktırlar. Çocuklarla araları çok iyidir. Çok cesur ve çok hareketlidirler.

DOBERMANLARIN YAPISI


Doberman ince yapılı, çok kaslı, güçlü ve son derece zarif bir köpektir. Adım atışında bile kendine güvenini belli eder. Yassı bir kafatası, uzun ve dar bir başı vardır. Dişleri güçlüdür ve makas çenelidir. Boy erkeklerde 68-72 cm., dişilerde 62-66 cm. Ağırlık erkeklerde 40-45 kg, dişilerde 32-35 kg.dır. Gözler siyah, parlak ve zeki ifadelidir. Kulaklar kesik ve yukarı dogru sivri olur (Avrupa'da kulak kesimi yasaklanmıştır).
Kuyruk çok kısa kesilir (kuyruk kesimi ikinci boğumdan yapılır). Bacaklar düz ve kaslıdır. Tüyleri kısa, kalın ve serttir. Renkler pas renginde izler taşıyan, siyah, koyu kahve ya da mavi olur. Beyaz iz ya da leke olmamalıdır. Yürüyüş elastik ve zarif olmalı ayaklar yere iyi basmalıdır. 42 dişi (22 üst çene- 20 alt çene), kısa ve siyah tırnakları vardır. Vücut uzunluğu, omuz yüksekliğine oranla %5 ten daha fazla olmamalıdır.

Güç ve cesaret için Rotweiller'dan, avcılık için Wimarener'den, hız için Greyhound'dan, kısa, parlak tüyler için Manchester Terrier'den, boyut için Danua'dan, Schnauzer, German pinscher, German Shepherd, German Shorthaired Pointer' dan türetilmiştir.

Bekçi ve koruma köpeği olarak oldukça başarılıdır. Enerjik bir köpek olduğundan genellikle açık alanlarda büyük bahçeli evlerde ya da iş yerlerinde tercih edilmelidir, bu sayede hayvan rahatça enerjisini deşarj edebilir ve kendine uygun bir görev yapmış olur.. Soğuğu sevmezler.

Unutulmamalıdır ki, kötü doberman yoktur, kötü doberman sahibi vardır..

Dobermanın kişiliği iki yaşından sonra da gelişmeye devam eder. 8-10 aylıkken sıkı eğitime alınmalıdır. Biraz dik kafalıdır, patronun kim olduğunun ona öğretilmesi gerekir. Bu yüzden iyi bir eğitimden geçirilmelidir..
Ortalama ömürleri 10 yıldır..

Çok zekidir. Dünyada askeri eğitimin son aşaması olan ve Türkiye'de de 'zig zag' olarak bilinen eğitimi alabilen iki köpek cinsinden biridir.

Bekçi, muhafız ve polis köpeği olarak kullanılır. Apartman yaşantısına pek uygun değillerdir. Aşırı enerjik olduklarından enerjileri düzenli yürüyüş ve koşularla boşaltılmalıdır.

 

20:37 - 2/4/2006 - yorum {2} - yorum yaz


GOLDEN RETRİEVER

Kategori: Belirtilmemiş

                           

                                     GOLDEN RETRİEVER

Adını tüyünün altınımsı renginden almaktadır.Bu bilgi kendisi hakkında tam olarak bilinen tek bilgidir.Asıl kökeni tam olarak bilinmemekle birlikte bir çok ülkede sevilmektedir. Labrador Retriever'dan daha şefkatli ve duyarlıdır.Tüm retrieverlar gibi Golden Retriever da çok güçlü koku alma özelliğine sahiptir.Akıllı,sadık,dost canlısı bir köpektir.Zekası çok gelişmiştir ve eğitilmeye yatkın bir türdür. Eğitilirse çok iyi polis ve bekçi köpeği olur.Görme özürlüler için de çok iyi bir arkadaştır.Çocuklarla arası çok iyidir. Renk: Altın sarısı(tüyü orta uzunlukta) Omuz Yüksekliği: Erkeklerde 56-61, dişilerde 51-56 cm Ağırlık:25-30 kg arasındadır.

 

19:47 - 2/4/2006 - yorum {0} - yorum yaz


KEDİLER HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ

Kategori: Belirtilmemiş

  

 

"Hamilelik ve Kedi" konusunu tartışıyoruz. Bazı hamile bayanların evcil hayvanlardan hastalık kapması ne şekilde olabilir ve gebeliği tehlikeye sokar?
Buna gebelikte toksoplasmasis diyoruz. Parazitle daha önce enfekte olmuş ve parazite karşı bağışıklığı bulunan kadınlar gebe kaldıklarında etkilenmezler ve normal bir doğum yaparlar. Parazitle daha önce enfekte olmamış ve bağışıklığı olmayan kadınlar, gebeliklerinde enfeksiyona yakalanırsa parazitler plasentadan da geçerek bebeği de enfekte eder. Enfeksiyon, gebeliğin ne kadar erken döneminde oluşursa bebekte de o kadar fazla tahribat olur. Yani gebeliğin başında böyle bir enfeksiyon olursa, bebek kaybedilebilir, düşük şekillenir veya anomali (anormal doğum) oluşabilir. Gebeliğin ortalarında ölüm riski ve düşük tehlikesi azalır fakat bununla baraber ölü ya da canlı doğum olabilir.


Enfekte olmuş bebekte ne gibi sorunlarla karşılaşılabilir?
Enfekte olmuş ve yavru; canlı doğmuşsa, bebekte çeşitli anormallikler (sarılık, göz bozuklukları, beyinde su toplanması, beynin ufak kalması veya zeka gerilikleri ortaya çıkabilir.
Peki bu hastalık nasıl bulaşır? Sadece aşı yeterli midir?

Toksoplasma Gondi adlı parazitin oluşturduğu toksoplasmasis adlı hastalık, halk arasında sanılanın aksine kedilerin vücutlarında oluşturdukları kendi varlıklarından kaynaklanan bir hastalık olmayıp; paraziter bir hastalıktır. Parazitin insana bulaşma yolları çeşitlilik gösterir. Şöyle ki; parazit tedavileri yapılmamış kendi kedinizden bulaşma olabileceği gibi, başkalarının kedilerinden, sevdiğiniz bir sokak kedisinden de bulaşabilir. Kediler bu paraziti, ara konak (aktarıcı) vazifesi gören bir başka canlıyı yiyerek vücutlarına alırlar. Bu parazit yumurtaları, dışkıyla dışarıya atılmakta ve elle tamasla insana bulaşmaktadır. Bilinen hijyen kurallarına uyulması bu yolla aktarımı minimuma düşürecektir. Bu bilimsel gerçeklerden yola çıkarak söyleyebiliriz ki; Kedi besleyen hayvanseverlerin, kedilerini veteriner hekimlerinin önerdiği aşı programına uygun olarak aşılamalarını yaptırmalarını ve özellikle de kist iğnelerinin (parazit tedavisi) zamanında yaptırılması hastalık riskini azaltacaktır.

              

Hamilelere bu konuda ne öneriyorsunuz?
Kedi besleyen ve bebek sahibi olmak isteyen hanımların, gebelik öncesinde bu parazite ait toksoplasmasis testi yaptırmalarını kesinlikle öneriyorum.
Hamilelik sonrasında evcil hayvan bakmanın psikolojik etkileri ne olabilir?

Hamilelik ve sonrasında psikolojik olarak değişimler olumlu ve olumsuz yönde tarafların herbirinde yaşanabilecek olası şeylerdir. Aileye yeni katılan bu değerli fert artık bütün sevgi ve ilgiyi üzerine çekecek ve eskiden tüm ilginin odağı olan kediniz bu durumu farkedecektir. Hayvanların psikolojisinin temeli insanlarınkinden pek de farklı değildir, en ufak bir sevgi ve ilgi eksikliğini kolayca hissederler. Bu yüzden eski ilginin kedi üzerindeki devamı sağlanmalı ve yeni fert sevgiyle ona kabul ettirilmelidir. Kedi sahiplenmesine karar verilebilecek bir yaşta olan çocuklar ve psikolojik etkileri denildiğinde; herşeyden evvel bunun, sorumluluk ve sahiplenme duygularını olumlu yönde etkeleyeceği bir gerçektir. Fakat çocuğun canlıya zarar vermeyecek yaşta veya yeti' de olmasına özen gösterilmeli ve seçilecek kedinin ırkı ve buna has özellikleri düşünülerek sahiplenilmelidir.
Veterinerin hangi durumlarda doğuma müdahele etmesi gerekir ya da etmelidir?

Vet.Hekimin doğuma müdahale etmesi gereken durumlar, normal seyreden bir durumun haricindeki tüm durumları kapsar. Doğum zamanı gecikmişse, bebek ters geliyorsa, anne raşitikse, bebek sayısı fazlaysa, anne doğum için fazla yaşlı ya da fazlasıyla gençse... Bu durumlar sorunlu doğum riskini fazlalaştıran, hekim müdahelesi gerektirebilecek doğumlar olarak örnek gösterilebilir.

 

Doğum zamanında yaşadığınız bir anınız var mı?
Bende özel bir yer taşıyan bir anım var. 2 yıl önce akşam evime gideceğim saatlerde çevre sakinlerinin çocukları ağlayarak can çekişmekte olduğunu sandıkları bir sokak kedisiyle beraber geldiler. Kedi, doğum yapamıyor ve çok fazla acı çekiyordu. Sezeryen yaparak 5 yavruyu aldım ve sokak kedisi olduğu için kısırlaştırdım. Yavrular birbirinden güzel ve sağlıklıydı, 1,5 ay kadar anne kedi ve yavrular kliniğin maskotu oldular ve son doğan 4 yavruyu sahiplendirdim. En güzeli de; o ilk bebek, yani'' benim oğlum'' Atrius şu an kocaman bir kedi...
Bir kedi doğum zamanında ve sonrasında sizce insanları nasıl algılar?

Çoğu kez tanık olmuşuzdur, anne kedinin yavrularını insanlardan kaçırdığına..
Anne kedinin yavruları insanlardan koruma ve kaçırma eğilimi tüm canlılarda olan güvende olma hissinden ibarettir.
Kedi anne olduktan sonra psikolojisi ne şekilde değişir?

Kedilerin çoğu annelik duygusunu hissederler, ama tüm canlılarda olabildiği gibi bunun tersi de olasıdır. Anne bazen yavrularını emzirmez ya da yuvadan uzaklaştırma eğilimi gösterir. Yavrularının tamamını yiyen anne kadilere bizet rastladım, bu psikolojik bir bozukluk olarak adlandırılabilir ya da yavrularda yaşamsal bir bozukluk ya da sakatlık hisseden anne de bu eğilimi gösterebilir. Anne kedi bunu bir kez yapmışsa diğer doğumlarda da bunu yapacak anlamına gelmez.

Pan Petshop - Vet. Bülent Sızı

 

Kediler neden bu kadar çok tüy döküyor? Ne sıklıkta ve en çok hangi mevsim tüy dökerler?
Her şeyden önce kedilerin belli miktarlarda tüy dökmesi normaldir ve bunun önüne geçmek mümkün değildir. Kediler evde beslenmeye karar verilirken bu gerçek de göz önünde bulundurulmalıdır. Mevsim değişiklikleri kedilerin tüy değiştirme zamanlarıdır. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda yılın diğer mevsimlerinden çok daha fazla tüy dökerler. Bunun nedeni ilkbaharda, kışın kalın ve uzun olan tüylerini döküp yerine daha ince ve seyrek tüylerin çıkmasıdır. Sonbaharda da yine bu tüyler dökülür, soğuk havalardan korunmak için kalın ve uzun tüyler çıkmaya başlar.

Bu tüy dökülmeleri genellikle iki ay sürmekle beraber bazen dört aya kadar uzayabilir. Ayrıca ev içi sıcaklığının fazla olması ve dış ortama göre aydınlığın daha uzun sürmesi tüy dökülmesini artırır.

Beslenmenin tüylere etkisi nedir?

En önemli tüy dökme nedenlerinden biri hatalı beslenmedir. Aşırı proteinli gıdalar, çeşitli mineral ve vitamin eksiklikleri ve dengesiz yağ asitleri kedilerde tüy dökülmesine yol açar. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı bir kedinin tüyleri son derece parlak ve gür olmalıdır. Aksi bir durum ya onun yanlış beslendiğini gösterir ya da sağlığında bir problem vardır.

Hep kuru mamayla ya da evde yapılan mamayla beslenen kedilerde tüy dökümü daha mı fazladır, böyle bir kıyaslama yapılabilir mi?
Ev yemekleriyle beslenen kedilerde yetersiz beslenme sonucu tüy dökülmesi görülebilir. Kedilerin gıda ihtiyaçları insanlarınkinden farklı olduğundan genellikle evde yapılan mamayla beslenen kedilerde yanlış ve yetersiz, tek yönlü beslenme oluşur. Bu nedenle böyle kedilerde tüy dökülmesi daha fazla görülebilir. En iyisi onları, kedilerin yaşına ve fizyolojik durumuna göre hazırlanmış profesyonel hazır mamalarla beslemektir. Çünkü gıda ihtiyacı bir kediden diğerine bile büyük farklılıklar gösterebilir. 

Piyasada bazı vitaminler satılıyor. Bunlar tüy dökülmesini mi azaltıyor yoksa tüylerin daha sağlıklı çıkmasına mı neden oluyor? Çok tüy döken bir kediye ille vitamin takviyesi mi yapılmalıdır?

Profesyonel ve kediye tamamen uygun hazır mamayı yeteri kadar yiyen kedilerde bu çeşit vitamin takviyesine gerek yoktur. Ancak diyetle yetersiz vitamin ve mineral alınıyorsa bu vitamin preparatları tüylerin güzelleşmesini sağlayabilir. Çok tüy döken bir kedide öncelikle bu tüy dökülmesinin nedeni araştırılıp ortaya çıkartılmalı, ondan sonra gerekli tedavi ve takviye yapılmalıdır. Aşırı tüy dökülmesi bir çok hastalığın da belirtisi olabilir.

Ne zaman "çok fazla tüy döküyor" diyerek endişelenmemiz ve veteriner hekime götürmemiz gerekir?
Tüy dökülmesinin sebepleri arasında paraziter hastalıklar, stres, hormonel, immunolajik, mekanik sebepler gibi bir çok faktör de bulunmaktadır. Bunları normal tüy dökülmelerinden ayırmak kedi besleyenler için oldukça zor olsa bile kedide meydana gelen ani tüy dökülmesi farkları için, mevsim ve beslenme faktörleri de göz önünde tutularak bir Veteriner Hekime danışılabilir. 

Tüy yumakları nedir ve nasıl oluşur?

Özellikle uzun tüylü kediler yalanmayla birlikte fazla miktarda tüy yutarlar. Tüyler mide hareketleriyle bir araya toplanır ve yumak şeklini alır. Sindirilemeyen bu tüy yumakları kusma ile dışarı atılır. Bu nedenle kediler sağlıklı olmalarına rağmen arada bir kurarak sindiremedikleri tüyleri dışarı atarlar....

Kediler traş ettirilir mi? Bu durum kedide fiziksel ya da psikolojik bir sorun yaratır mı?

İklim şartlarına göre uzun tüylü kediler istendiğinde traş ettirilebilir. Kedide fiziksel veya psikolojik bir sorun yaratmaz, bu duruma kediler kısa sürede alışır. Daha az tüy yutacağından ve sıcak havalarda daha rahat edebileceğinden sağlığı için bir problem oluşturmaz. Ama bu işlemden önce tüylerin ne işe yaradığını bilmek ve tüyleri kesildiğinde bunlara karşı kediyi korumakta fayda var: Tüyler kedileri ısı değişikliklerinden, yaralanmalardan ve güneş ışığından korur.

Ne kadar zamanda kedinin tüyleri eski halini alır? Bu işlem sırasında kediyi uyuşturmak gerekli midir?
Kedinin normal tüy uzunluğuna göre değişen sürelerde tüyler eski halini alır. Bu da ortalama 1-1,5 aydır. Traş makinasının gürültüsü nedeniyle kediler bu işlemin rahat yapılmasına olanak vermeyebilir. Ancak unutulmamalıdır ki her anestezi bir risktir.

Kedisini traş ettirmek istemeyen bir kişiye başka neler önerebilirsin?

Kedilerin uygun bir fırça yardımıyla her gün tüylerinin fırçalanmasında fayda var. Böylece ölü tüy ve deri hücreleri atılır, deri ve tüyler daha sağlıklı olur. Dökülmek üzere olan tüyler fırçayla alınarak etrafa saçılması azaltılabilir.

Vet. hekim İpek Güneri
Yeşilpark Veteriner Kliniği

Kedim onu okşamaya başladığımda beni neden ısırıyor ve kaçmak istiyor?

Kediyle birlikte yaşayanların, özellikle de yavru kedi sahiplerinin en büyük yakınmalarından birisi, kedilerini sevmeye ve okşamaya başladıklarında kedilerinin buna bir süre sonra ani olarak dişleriyle ve arka patileriyle tepki gösterip kaçmaya çalışmasıdır. Oysa büyük bir zevk ve istekle kucakladığınız kedinizi dakikalarca sevmek ve mırıltılarını dinlemek dünyanın en büyük mutluluklarındandır kediniz bu mutluluğu yaşamanıza izin vermiyorsa aşağıdaki yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum.

Kedi davranış biliminde petting-related aggression adı verilen bu durumu dilimize okşanmaya (sevilmeye) bağlı saldırganlık olarak çevirebiliriz. Özellikle yavru kedilerin gelişim çağında başlayan ve ilerleyen zamanlarda bir davranış biçimi alan bu durumun oluşumuyla ilgili çeşitli teoriler öne sürülmektedir.

Bu teorilerden ilki hatalı (yanlış) gelişen sosyalizasyondur; Bu durumu açıklamak gerekirse kediler yaşamlarının çok erken döneminde insanlarla sosyalize olmaya gereksinim duyarlar. Yapılan çalışmalar hayatlarının ilk 7 haftasında günde 5 dakika insanlarla fiziksel temas kuran kediler, 7 haftalık oluncaya kadar bu teması kurmayan kedilere göre çok daha fazla sosyalize olmakta ve ev yaşamına daha kolay ayak uydurabilmektedirler. Bu durum okşanmaya bağlı saldırganlığı tam olarak açıklamasa da yanlış sosyalize olan kedilerde okşanmaya bağlı saldırganlık daha çok görülmektedir. Şimdi, kedinizi düşünün sizinle birlikte yaşamaya başlamadan önce sokakta veya bir petshopun kafesinde neler yaşamış olabilir. Bu yaşadıkları sizinle olan ilişkisini direkt olarak etkilemektedir.
     
İkinci teori ise duyarlılık eşiği teorisidir, teoriye göre kedi sahibiyle ilk fiziksel kontağı kurduğunda bu durumdan hoşlanır, fakat fiziksel temasın (okşanmanın) devam etmesi kedi açısından rahatsız edici bir hal almaya başlar ve kedi ilk ufak ısırığıyla sahibine “ bu kadarı benim için yeterli” demeye çalışır. Bu durumu insan davranışıyla karşılaştıracak olursak sevdiğiniz birinin sırtınızı okşaması ve sıvazlaması önce hoşunuza giden bir harekettir ancak sıvazlamanın devam etmesi ve dakikalarca sürmesi gittikçe rahatsızlık vermeye başlar, sonuçta eylemi yapan kişiden biraz uzaklaşmak istersiniz.

 

Ağrı teorisi ise okşanmaya bağlı oluşan statik elektriğin kedinizin acı ve ağrı duymaya başlamasına yol açması ve bu durumdan kurtulmak isteyen kedinin tepkisini dişleriyle göstermesidir. Kedilerin eşsiz bir sinir sistemi olduğu unutulmamalıdır, sizin  hissedemediğimiz ölçüde statik elektriği kedinizin hissedebiliyor olması mümkündür.

Okşanmaya bağlı saldırganlıkla ilgili son iki teoriden biri uyuklamak üzereyken kedinizle kurduğunuz fiziksel temasın içgüdüsel olarak bir tehdit olarak algılanması ve o an teması kuran kişinin siz değil de vahşi yaşamdaki rakipleri olduğunu düşünmesi, diğeri ise sizinle olan ilişkisinde baskın kişiliğin o olduğunu vurgulamak amacıyla bu hareketi gerçekleştirdiğidir.

Okşanmaya bağlı saldırganlık nasıl önlenir?

Öncelikle kedinizin fiziksel açıdan sağlıklı olduğundan emin olunuz. Çene, kalça ve arka bacak ekleminde artritis (eklem yangısı) ve bu eklemlere bağlı kemiklerde çatlak ve kırıkların olması kedinizin ağrı duymasına ve size tepki göstermesine neden olabilir.

Şayet bu durumlardan hiç biri mevcut değilse kedinizin sizi ısırmaya başlamadan önce verdiği belirtileri iyi inceleyiniz; bu belirtiler kulakların geriye doğru gitmesi, vücudun sertleşmesi, çene ve deri üzerinde titremeler, göz bebeklerinin büyümesidir, bazen düşük seviyede hırlama bile duyulabilir. Bu işaretlerden bir ya da birkaçını gördüğünüzde kediniz kucağınızdaysa yavaşça bırakınız, kucağınızda değilse okşamayı bırakınız.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir durum da, onu okşamaya başladıktan ne kadar süre sonra kediniz bu belirtileri gösteriyor ya da sizi ısırmaya başlıyor. Bu süre 2 dakika 45 saniye ise bir dahaki okşama ve sevme süreniz 2.5 dakikayı geçmemelidir, çünkü kedinizin sabrı bu süreyle sınırlı demektir.

Peki bu süreyi nasıl uzatabiliriz?
Onu her sevdiğiniz ve size tepki göstermediği seans sonunda kedinizi ödüllendirerek kedinizin bir dahaki sefere size daha fazla müsamaha göstermesini sağlayabilirsiniz. Yapılabilecek en büyük hatalardan birisi kedinize fiziksel olarak karşılık vermek yani ona bunun için vurmak veya daha fazla sıkıştırmaktır. Bunu asla yapmayınız  onun rakibi değil hayat arkadaşı olduğunuzu hiçbir zaman unutmayınız.

Maalesef kedi sahiplerinde gördüğüm en büyük hatalardan biri, yavru kedileriyle haşin ve hırçın bir şekilde oynamaları ve kedilerinin içinde yatan küçük kaplan ruhunu harekete geçirmeleridir. Hatta itiraf edeyim ki zaman zaman ben de yavru kedilerle bu tür oyunlara girişmekteyim. Bu yazıyı buraya kadar okuyan kedi severlerin eminim bir çoğunun elleri ve kolları benim gibi çizik içerisinde, masum bir oyun olarak başlayan bu eylemin ileride davranış bozukluğu problemi olarak karşımıza çıkabileceğini hiçbir zaman unutmayalım.

Sevgiyle kalın, ke(n)dinize iyi bakın...
Tamer Halit Özdoğan
Veteriner Hekim

İlk Kez Bir Kedim Oluyor... - Vet. Hek. Devrim Kartal

Bir kediyle birlikte yaşamaya karar verdiğinizde büyük bir sorumluluğu da üstünüze almış oluyorsunuz. Sadece yemesini, içmesini, tuvaletini değil, tırmalamasını, saksıları eşelemesini ve tüy dökmesini de göz önünde bulundurmanız lazım. Aslında bunlar, çok korkulacak konular değil. Hele de bazı püf noktalarını biliyorsanız... Konuk veterinerimiz Vet. hekim Devrim Kartal, bu püf noktalarından bazılarını anlatıyor.

Yeni ev arkadaşımızın minik şirin bir kedi yavrusu olmasına karar verdik, belki de bir erişkin. Çok güzel, peki buna gerçekten hazır mıyız? Kedi yeryüzündeki en zeki, en kurnaz, en bencil, en atik, en esnek ve belki de en karakterli canlılardan biridir. Öyle ki kediyi çoğu insan “nankör“ olduğu için sevmez ve şu da bir gerçektir ki, kedi seven insanların da karakter yapıları, seçtikleri meslekler ve yaşam tarzları, diğer insanlardan biraz farklıdır.

Etrafınızda kedi besleyen tanıdıklarınız varsa onlara bir de bu açıdan bakamaya çalışın. Farklılıklarını göreceksiniz. Onlar meslek olarak kendilerine daha çok kafa yormayı gerektiren işleri tercih etmişlerdir, ancak fiziksel yoruculuktan olabildiğince uzak kalmaya çalışırlar. Kendilerine büyük bir katkısı varsa planlarını sonuna kadar uygularlar. Çoğu zaman da bencilliklerini farkedersiniz. Sahip oldukları şeylere çok bağlıdırlar. Ancak menfaatleri için çoğu şeyden vazgeçebilirler. Kedi seven insanların pratik zekaya sahip olduklarını da farkedebilirsiniz. Ayrıca kedici erkeklerin daha çok yönetici pozisyonunda olduklarını ve kedici bayanların da eş ve arkadaşlarına oldukça sadık olduklarını farkedebilirsiniz.

Karar verdik ve artık kedimiz eve geliyor. Unutmamamız gereken ilk şey, pisimizin doğal hayatta sahip olduğu merak, araştırma, karıştırma, saklanma, oynama, tuvaleti için toprak kazma ve tırnakları için de bileme gibi davranışlarını ev ortamında da sürdürmek istemesi. Bu noktada yapmamız gereken onun doğal özelliklerini engellemeden bu durumdan en az zararla kurtulmaya çalışmak. Mesela tuvaleti için geniş bir kum kabı ve onun tercih edeceği (bunu deneyerek anlarsınız, benimki büyük taneli kumları sevmiyor) bir kum kullanırken kumu koymadan önce kabın tabanına ince bir naylon sermek kum ve kabın temizliğinde size yardımcı olacaktır. Kediniz bazen evdeki çiçeklerin topraklarına gitmek ister, doğal hayatı gereği, ben bir-iki sefer buna izin vermenizi ancak durumu abartırsa müdahale etmenizi öneriyorum.

Tırnakları da çok önemli bir konu; tırnaklar kedinin savunma mekanizması olduğu için eğer kediniz dışarı çıkıyorsa eve ve size zarar veriyor olsa da tırnaklarının kesilmemesi gereklidir. Evden çıkmıyorsa da sadece sivrilen kısımların alınması siz ve kediniz için daha uygun olacaktır. Ayrıca evin içinde tırmalama tahtası dediğimiz ürünler olması bu sorunun çözümünde oldukça etkili oluyor. Oynama isteği için yuvarlanabilen, ses çıkaran, iplikleri olan oyuncaklar onu eğlendirecektir ve aynı zamanda avlanma içgüdüsüne de yardımcı olacaktır.

Bir kediyi ya da ona benzer tüylü bir canlıyı eve getirirken tüy dökülmesinin şekilleneceği unutulmamalıdır. Bu durumu düzenli tarayarak, gıdasına dikkat ederek, tüyü için vitamin kullanarak hatta bazen traş ettirerek lehimize çevirebiliriz. Yalnız unutmayalım, tüy dökümünü sadece azaltabiliriz, hiçbir zaman kesemeyiz!
İşte evimizin yeni hayatı... Yeni bir misafir... Eğlenceli ve zor... Sağlıklı ve mutlu günler...

Veteriner Hekim Devrim Kartal

Tuvalet Kabı ve Kum Seçimi - Vet. Hek. Betül Özkan

Tuvalet bakımı kediler için en önemli konulardan biridir. Temizliğine son derece düşkün olan kediniz için tuvalet kabı ve kum seçimi de aynı önemi taşır. Tuvalet kaplarının ve kumların özellikleri, avantaj ve dezavantajları hakkında Juen Veteriner Kliniği'nden Vet. hekim Betül Özkan'dan bilgi aldık.

Kedinizin Tuvalet Malzemeleri

Tüm canlılarıda olduğu gibi kedilerin de tuvalet ihtiyacını gidermesi bir zorunluluktur. Doğal ortamlarından gelen alışkanlık nedeniyle toprak, bir kedi için en ideal tuvalet ortamıdır. Ancak apartman dairelerinde yaşayan pek çok kedi için bu doğal ortamı bulmak neredeyse imkansız olduğundan uygun malzemeler ile evde ihtiyacını giderebileceği bir mekan oluşturabilirsiniz.

Kedinizin ihtiyacını giderebilmesi için olmazsa olmaz diyebileceğimiz tuvalet kabı, kum ve tırmık gibi araçları petshoplardan kolayca bulabilirsiniz. Ancak bir çok alternatifi olan bu ürünleri seçerken estetik özellikleri ve kullanım kolaylığı yanında ürünlerin sağlığa uygunluğuna da dikkat etmeniz gerekmektedir.
 
Tuvalet Kabı Seçimi
Tuvalet kabını seçerken herşeyden önce kullanımı ve temizliği pratik bir kap olmasına dikkat etmelisiniz. Bu amaçla, kolay taşınabilen, yıkanabilen plastik materyallerden yapılmış bir kum kabı uygun olacaktır.

Yerleştireceğiniz mekan da kabınızı seçerken dikkat etmeniz gereken bir diğer noktadır. Unutmayınız ki kediniz ihtiyacını gidermek için her zaman kuytu bir köşeyi tercih edecektir. Petshoplardan kapalı, filtreli, kapılı veya açık tuvalet kabı çeşitlerinden eviniz için uygun olan bir tuvalet kabı seçerken bu konuyu gözeterek kapalı bir kap seçmeniz, kedinizin gizlenme duygusunu tatmin edeceği gibi, kötü kokuların etrafa yayılmasını da önleyecektir. Kullandığınız kap açık bir kap ise koku oluşumunu önleyebilmek için kumunu sık sık değiştirmeniz gerekecektir. 

Ayrıca, çalışıyor ve zaman problemi yaşıyorsanız, sorununuzu çözmeniz için size alternatif olarak sunulabilecek elektronik kedi tuvaletlerinide seçebilirsiniz. Bu ürünler henüz pek yaygınlaşmamış olmasına rağmen sağladığı avantajlar ile kedi sahiplerinin beğenisini kazanma olasılığı yüksek görünüyor. Dezavantajı ise fiyatı. Çünkü ithal bir ürün ve elektronik mekanizması nedeniyle fiyatı biraz yüksek.

Evinizde birden fazla kediniz varsa size tavsiyemiz ayrı tuvalet kabı kullanmanızdır. Çünkü birçok paraziter hastalık, dışkı ile kolaylıkla bulaşabilir.

Kum kabını seçerken dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da, kedinizin boyutlarına uygun bir kap seçimidir. Seçeceğiniz kap giriş ve çıkışını kolayca yapabileceği, rahatça eşelenebileceği bir büyüklükte olmalıdır. Aksi halde eşelenme sırasında kumların dışarıya taşması gibi bir temizlik sorunu da yaşayabilirsiniz. Eğer açık tuvalet kaplarından kullanmaya karar verdiyseniz siperlik benzeri bir kenarlığı olan tuvalet kaplarını seçerek çevrenin kirlenmesini önleyebilirsiniz.

Kedi Kumu Seçimi

Bir çok kedi sahibinin ortak sorunu olan koku, kullanılan kumun niteliği ile direkt bağlantılı olduğundan dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Seçtiğiniz kumun absorbe etme özelliğinin yüksek olması, idrarın hızla emilmesini sağlayacak ve koku oluşmasını önleyecektir. Ayrıca hızlı emilimin olması hijyenin sağlanması yönünden de önemli bir konudur. Tuvaletin bir sonraki kullanımı sırasında oluşabilecek bulaşmalar engellendiğinden kedinizin temizliğini de sağlamış olursunuz.

 

Kumun tozsuz olması ve taneciklerinin büyüklüğü de dikkat edilmesi gereken bir konudur. Fazla tozlu, ince taneli kumlar solunum yolu problemi oluşturabileceği gibi, kedinizin tuvaletini her kullanışından sonra evinizde beyaz pati izlerinin oluşması gibi bir sorunu da beraberinde getirecektir. Kumun topaklaşma özelliğinin olması hem idrarın bir yerde toplanmasını, hem de dışkının üzerinin kolay kapanmasını sağlar. Bu sayede koku minimuma indiği gibi kumun temizliği de kolaylaşır.

Alışkanlıklarına oldukça bağlı olan kedilerin zevkleri konusunda tartışma yapmak pek mümkün değildir. Bu nedenle seçtiğiniz kumu kabullendirmeniz bazen güç olabilir. Öyle ki; kumu beğenmediği için kum kabını da kullanmak istemeyebilir. Böyle bir durumda sorunu ancak deneme yanılma yöntemi ile beğendiği kumu kullanarak çözümleyebilirsiniz.

Kumların nitelikleri bazı kimyasal işlemler ile belirlenmektedir. Doğal maden yapısı kimyasal maddeler ile değişime uğratılarak emme, topaklaşma gibi nitelikleri artırılan kumlar bazen kedinizin derisinde özellikle de pati altlarında tahrişe neden olabilir. Böyle bir durumda kumunu değiştirerek sorunu çözebilirsiniz. Seçiminizi yaparken doğal yapıda olan veya kimyasal madde kullanılmadan hazırlanmış bir kum tercih etmeniz daha doğru bir davranış olacaktır.

Kedi Kumlarının Özellikleri Nelerdir?
Petshoplarda değişik özelliklerde ve farklı yapıda çeşitli kedi kumlarını değişik ambalaj ve markalarda bulmanız mümkün. Kedi kumu olarak sıklıkla kullanılan madenler diatomit, bentonit ve sepiolit’tir. Farklı kimyasal bileşimde ve yapıda olan bu madenler, çeşitli işlemler uygulanarak kedi kumu olarak kullanılabilir hale gelmektedir. Diatomit kumlar daha ince yapıda emiş gücü yüksek, beyaz renkli kumlardır. Bentonit ve sepiolite oranla doğada daha kolay bulunan bir maden olan diatomit kumların dezavantajı fazla tozlu yapıda olmasıdır. Doğal diatomit kumlara karbon ilave edilerek ve ısı işlemi uygulanarak yapısında var olan por’ların artışı sağlanılır. Böylece emiş gücü artar. Ancak diatomitin kullanımı sırasında yaşanılabilecek diğer bir problem ise, yüksek filtrasyon yeteneğine sahip olması nedeniyle emilen idrarın süzülerek alta geçmesi ve burada birikerek kokuya neden olmasıdır. Bu nedenle kullanım sırasında sık sık kum değişimi yapılarak koku oluşumuna engel olmak gerekebilir.

Bentonit doğada daha sınırlı olarak bulunduğundan daha pahalı olan bir kil çeşididir. Sodyum bentonit ve kalsiyum bentonit olarak iki farklı kimyada olan bu kil, kullanılacağı sahaya göre uygulanan kimyasal işlemler ve mineral katkıları ile değişik nitelikler kazandırıldıktan sonra kullanılmaktadır. Kedi kumu amaçlı, saf bentonit olarak kullanılan sıvıyı absorbe etme gücü yüksek olan bu kumun en belirgin özelliği topaklanma ve taşlaşmadır. Hızlı bir şekilde emilen idrar kısa sürede topaklanır ve sonrasında da sert bir kitle halini alır. Oluşan bu topakların alınması ile kumun uzun süre temiz kalması sağlanabilir.

Sepiolit, özellikle Eşkişehir yöresinde üretimi yapılan ve lületaşı olarak bilinen madendir. Beyaz renkte olan sepiolit, özellikle toksin tutucu yapısı ve iyi topaklanma özelliği yanında temizliği de kolay olduğundan tercih edilebilir. Doğada sepiolit olarak bulunan bu maden, çeşitli kimyasal işlemlerden geçerek silikat sepiolit olarak da kullanım alanı bulmuştur. Yapılan bu kimyasal işlemler ile sepiolitin, emme kapasitesi ve hızı artırılarak kedi kumu amaçlı kullanılmaktadır.

Kedi Kumları Ne Sıklıkla Temizlenmeli?
Kumun değişim sıklığı, kullanılan kumun absorbe yeteneğine ve kimyasal yapısına, kedinin kumu kullanma sıklığına, idrar miktarın fazla veya asidik olmasına bağlı olarak değişebilir. Bu faktörleri gözönünde bulundurarak kumun değişim sıklığını sizin belirlemeniz en doğru yöntemdir. Kokunun hissedilecek boyuta gelmesi, kumun da değişim zamanının geldiğinin habercisidir.

Kediniz kumunu kullanıktan sonra kirlenmiş olan bölgedeki kumun hemen uzaklaştırılması  kumun daha uzun süreli kullanımını sağlar. Özellikle taşlaşan ve topaklaşan kumların kullanılması bu işlemi kolaylaştırır. Kumu temizlerken bir kum küreği yardımı ile bu işlemi kolayca yapabilirsiniz.

Kum kabına gereğinden fazla kum koymanız sadece ziyana sebep olacaktır. Bu nedenle yeteri miktarda (5-7 cm) kum koymanız ve sık sık değiştirmeniz hijyenin sağlanması yönünden daha önemlidir. Uzun süre kullanılan kirli kumlar bakterilerin üremesi için uygun bir ortamın oluşumuna neden olu

 

 

 


 

17:05 - 2/4/2006 - yorum {0} - yorum yaz


DERNEKLERİMİZ

Kategori: Belirtilmemiş

DERNEKLER

ADANA SERİNOFİL DERNEĞİ

KARASOKU MAH. VAKIFLAR ÇARŞISI YANI

HİKMET DÜNDAR İŞHANI KAT:2/ D:1

ADANA TEL : Dernek 0 322 453 0841 İş 363 28 54 Cep 0536 216 00 75

AFYON ÖTÜCÜ KUŞ SEVENLER DERNEĞİ

P.T.T. ARKASI ,ACAR KARAKÖSE İŞHANI ZEMİN KAT.

AFYON TEL: 0272 215 96 25

AKHİSAR KANARYA YETİŞTİRİCİLERİ DERNEĞİ

ATATÜRK MAH. 174/76

AKHİSAR TEL: 0236 413 38 54

ANKARA KANARYA SEVENLER VE YETİŞTİRENLER DERNEĞİ

DEMİRLİ BAHÇE ,DEMİR KAPI SOK. 15/B

MAMAK / ANKARA TEL: 0312 319 04 02

BALIKESİR KARASİ KANARYA SEVENLER DERNEĞİ

ATALAR CAD. GÜÇLÜ PASAJI NO:90

BALIKESİR P.K. 10100 TEL: 0266 243 94 53 FAX: 0266 249 59 31

BAŞKENT KANARYA SEVENLER VE ÜRETENLER DERNEĞİ

İVEDİK CAD. 83/41 DEMETEVLER / ANKARA

BAŞKAN.NECMİ ŞEŞEN TEL: 0 312 332 57 42

BURSA KANARYA SEVENLER VE YETİŞTİRİCİLERİ DERNEĞİ

ÇAKIRHAMAM TEMİZ CAD. KURŞUNLU SOK. ŞENTÜRK APT. NO: 11

BURSA TEL: 0224 221 94 57

DENİZLİ SERİNOFİL DERNEĞİ

ALTINTOP MAH. 854 SOK. NO : 3

DENİZLİ TEL: 0258 261 99 32 FAX : 0258 265 37 53

EDREMİT KANARYA VE GÜVERCİN SEVENLER DERNEĞİ

ESKİ HÜKÜMET CAD. KAPALI PAZAR YERİ

EDREMİT. TEL : 0266 372 35 90

ESKİŞEHİR KANARYA SEVENLER VE YETİŞTİRENLER DERNEĞİ

İSTİKLAL MAH. DİLEK SOK. NO:22

ESKİŞEHİR TEL / FAX : 0222 230 29 99

İSTANBUL KANARYA SEVENLER VE YETİŞTİRENLER DERNEĞİ

HOR HOR CAD. RAGIP BEY SOK. NO:15

AKSARAY / İSTANBUL TEL: 0212 531 82 55

İSTANBUL SERİNOFİL DERNEĞİ

HASANPAŞA ,NEBİZADE SOK. NO:15

KADIKÖY / İSTANBUL TEL : 0216 449 50 01

İZMİR SERİNOFİL DERNEĞİ

136 SOKAK NO:51/A

HATAY / İZMİR TEL: 0232 232 76 25 FAX: 0232 246 59 42

KARADENİZ ORNİTOLOJİ KUŞ BİLİMİ DERNEĞİ

İSTASYON MAH. SAADET CAD. NO:101

SAMSUN. TEL / FAX: 0362 230 59 80 CEP: 0532 737 18 99

KARŞIYAKA KANARYA SEVENLER VE YETİŞTİRENLER DERNEĞİ

2003 SOKAK NO:4/3 NERGİZ

KARŞIYAKA / İZMİR TEL: 0232 369 46 21

KAYSERİ KANARYA SEVENLER DERNEĞİ

SERÇE ÖNÜ MAH. SARAF CAD. KÖK SOK. KAT2/209

KOCASİNAN ÇARŞISI

KAYSERİ BAŞKAN. OSMAN HALICI CEP: 0532 670 61 07

KOCAELİ ORNİTOLOJİ KUŞ BİLİM DERNEĞİ

TEPECİK MAH. DOKTOR HAMDİ AÇAN SOK. NO:28 KAT:1

İZMİT TEL: 0262 321 42 52

KÜTAHYA SERİNOFİL DERNEĞİ

MENDERES CAD. EMEK APT. ALTI NO:8

KÜTAHYA TEL: 0274 224 70 93

MANİSA KANARYACILAR DERNEĞİ

SARUHAN MAH. SARUHAN TÜRBESİ YANI

MANİSA . TEL: 0236 231 41 53

MANİSA MESİR DERNEĞİ

TOPCU ASIM MAH. KUMLUDERE CAD. NO:86

MANİSA TEL: 0236 232 79 39

ÖDEMİŞ KANARYA SEVENLER DERNEĞİ

İZMİR SEYAHAT ÇARŞI TERMİNALİ KIRAATHANESİ

ÖDEMİŞ / İZMİR TEL : 0232 545 66 17 FAX: 0232 544 87 94

EMAİL: envergng@mynet.com

SALİHLİ KANARYA SEVENLER DERNEĞİ

KIZILAY İŞHANI, MİTHATPAŞA CAD.

SALİHLİ TEL: 0236 713 13 35

SİVAS KANARYA SEVENLER VE YETİŞTİRENLER DERNEĞİ

MEHMET PAŞA MAH. ABDİ İPEKÇİ CAD. ZİHNİ TAŞTAN APT. ALTI

SİVAS TEL: 0 346 225 64 67 Bşkn. EROL SAYGI CEP: 0535 493 10 49

TURGUTLU KANARYA ÜRETİCİLERİ VE SATICILARI DERNEĞİ

ATATÜRK BUL. İBRAHİMCİ PARKI

TURGUTLU TEL: 0236 313 30 80

URFA KANARYA SEVERLER DERNEGİ

HACI YAHYA MİNTAÇ

KARA MEYDAN OTOPARK BİTİŞİ, MİNTAÇ KANARYA

URFA TEL: 0414 216 90 71

YALOVA KANARYA SEVENLER DERNEĞİ

100.YIL CAD. RÜSTEM PAŞA MAH. NO:46

YALOVA TEL: 0226 813 95 60

20:53 - 23/3/2006 - yorum {yok} - yorum yaz


ERKEK VE DİŞİ AYIRIMI NASIL OLUR?

Kategori: Belirtilmemiş

ERKEK ve DİŞİ KANARYALARIN ÖZELLİKLERİ

Yavru kanaryaların dişi ve erkeklerinin ayırt edilmeleri zordur. Bariz olarak ayırt edilebilmesi için 8-10 aylık olmalıdır. Daha önce bu tespitin yapılabilmesi için kanaryacılık üzerinde iyi bir bilgi sahibi olmak gereklidir.

Yavrular yuvada iken, dişi veya erkekliğini bazı farklar ile az çok anlamak mümkündür. Dişi yavru meraklıdır. Başını yuvadan  dışarı çıkarır etrafı gözetler. Erkek yavru ise genellikle yuvanın içerisinde saklanır.

          Dişi kanarya, çiftleşme zamanlarındaki kesik kesik ve boğazı şişmeksizin ötüşleri hariç, diğer zamanlarda  ötmezler. Erkek kanarya ise ötücüdür. Yavru erkek kanaryalar ilk tüy değişiminden sonra 6 haftalık iken, sürekli ve değişik nağmelerle öter ve hatta bu ötüş yemini kendi kendine yemeğe başladığı zaman yani 24 günlük iken belli olabilir.

          Erkek kanaryaların gözleri yuvarlak, dişi kanaryaların ise hafif elips şeklindedir. Erkek kanaryanın başı daha yuvarlak ve daha büyüktür. Gaga, göz çevresindeki ve boğazındaki tüyleri daha parlaktır. Dişiye nazaran hareketleri daha canlıdır ve daha az ürkektir. Dişinin başı yassı ve daha küçüktür.

Dişi ve erkek kanaryaların cinsiyet ayrımı

Erkek kanaryanın karın tüyleri üflendiği zaman tüylerle kaplı bir çıkıntı “Erkeklik organı” görülür. İlk baharda erkek kanaryanın kıç kısmı daha sivrice ve karın hizasında aşağıya doğru sarkıktır.

Dişi kanaryanın ise yuvarlakça ve vücudu boyunca düz devam eder ve açık renkli olur.

20:50 - 23/3/2006 - yorum {0} - yorum yaz


Sonraki Sayfa

HAYVANLAR ALEMİ
KÖPEKLERDE ZEKA ?
SİBERİAN HASKY
ROTTWEİLER
COLLİE(LASSI)
DOBERMAN
GOLDEN RETRİEVER
KEDİLER HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ
DERNEKLERİMİZ
ERKEK VE DİŞİ AYIRIMI NASIL OLUR?

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Myspace Graphics
AYŞEM AKVARYUM-HER TÜRLÜ KUŞ BALIK BULUNUR
www.eklesene.net